Baştan şu hususu itiraf etmeliyim ki, Trabzonspor sezonun en formsuz oyunu ile, futbolun bütün med-cezirlerini taraftarına yaşatan bir gecenin altına imza attılar... Gençlerbirliği ligimizin gerçekten göze hoş gelen futbolunu oynayan güzide ekiplerimizden birisi. Hocaları Thomas Doll ile belli bir istikrarı yakalamaları, Trabzonspor`un bu güçlü ekip karşısında ne yapacağının izahı, yerini kuşku dolu acabalara bırakıyordu.. Karşılaşmaya Engin dışında Burak değişikliği ile bilinen oyun yapısıyla başlayan Trabzonspor, kelimenin tam anlamıyla tam bir hayal kırık yaşattı izleyenlerine. Karşılaşmanın başında rakibini abluka altına alan; fakat ne hikmetse hızını birden kesen Trabzonspor`da, bütün devreleri karışmış bir makina gibi ne yaptığını bilmeyen acemiler mangası izlemeye başladık. Şenol Güneş`in söylemleriyle örtüşmeyen saha içi perfonması, ( birazda zoraki olarak) maçın mutlak hakiminin Gençlerbirliği olmasını sağlıyordu. Gençlerbirliği savunmada yerinde adam paylaşımlarıyla Trabzonspor`u bol bol yanlış pas yapma hatalarına itiyordu. Attıkları gol organize çalışılmış, atılması gereken bir goldü. Bu golde Bordo-mavili defans adamları hem rakiplerini tutamadılar, hem de kaleci Onur`un görüş mesafesini kapatarak, rakibin golüne istemeyerekte olsa katkı yaptılar. Bu golle Gençlerbirliği, son üç hafta unuttuğu golle tanışmış oluyordu. Trabzonspor`da Burak, Umut`la yaptığı çarpraz koşuda, birazda hırsı ve inatçılığının sayesinde takımına daha her şey bitmedi diyerek; ikinci golüne imza atıyordu. Burada sık sık eleştirdiğimiz Umut`un, kat ettiği koşu yoluna bakılmasını özellikle izleyenlerden rica ediyorum.. İkinci yarı Gençlerbirliği kazanmayı daha çok arzuladığını, hücum yönleri güçlü Hurşit ve Burhan`ı oyuna alarak gösterdi. Gabriç ve ( oyunda göremediğimiz ) Colman değişikliği ise Trabzonspor`un ikinci yarı hamlesiydi. Fakat burada Şenol Güneş`in yaptığı bir yanlışlık bize `` bazen teknik direktörlerde formsuz olur `` diyen! Mustafa Denizli hocamızın kulaklarını çınlatmamıza neden oluyordu. Gabriç`i oyuna sağ kanatta başlatan Şenol Güneş, adeta Trabzonspor`u ileride başı kesik tavuğun son çırpınışlarına nazire yaparcasına, çaresizlik içine atıyordu... Ne zaman ki Gabriç sol kanada geçti; o çok usta kullandığı sol ayağıyla meşin yuvarlağı ağlarla buluşturarak, Trabzonspor`a adeta çilingir oluyordu. Ne diyelim; yanlış yapılabilir, yeter ki o yanlışı görüp ısrar edilmeden, doğruya dönülsün... Futbol öyle enterasan bir oyun ki, bir çok ezberi bozdurabiliyor oracıkta sevenlerine. Sonrasında gelen Selçuk menşeili Umut`un mükemmel ötesi kafa golü, Trabzonspor`a üzerinde ki beraberliklerle gelen baskıyı kaldırmakla kalmayıp, iç sahada seyircisiyle güçlü bir takım karşısında kötü oyununa rağmen mükemmel bir son on dakika perfonmansıyla galip gelmenin tadına varmış oluyordu.. Hocasından futbolcusuna bu akşam formsuz olan, fakat asla pes etmeyen inatçı yapısıyla yoluna devam eden bir Trabzonspor izledik. Fakat büyük takımlar için hep söylenir ya; bazen kötü oynasalarda kazanmasını bilecekler.... Trabzonspor bu akşam aslında bunu başardı. Belki; birçoklarına ezber bozdurdular... Yazılarını çöpe attırıp, yeniden yazdırma zahmetini verdiler!.. Fakat en önemlisi futbolun doksan dakika olduğu gerçeğini hatırlattılar. Çıkmadık candan asla umut kesilemeyeceğini kanıtlarcasına, futbolun bu yönüylede zevkli olduğunu, böylede sevilebileceğini gösterdiler... Kazananı tebrik ederken, bu zor galibiyete rağmen; Şenoş Güneş ve öğrencilerinin bu akşamdan özellikle ders çıkarmasını umuyorum!... |